Evet, farkındayım, yazmayalı bayağı olmuş.AMa bilenler bana hak verecektir, okula yeni başlayan çocuk kadar sık hasta olan başka biri yoktur...Ahmet, sürekli hasta.Tam iyileştiriyorum, hoop yine hasta...Yetişemiyorum hızına..Bu arada iş yerinde de çok yoğunum diye vakit bulamadım yazmaya...
Oğlum 1 Şubat'ta karne alacakmış...Şimdi en büyük heyecanımız o.Cık kadar velet ne ki karnesi nasıl olsun diye düşünenlere uyarıda bulunmak isterim, Ahmet bu konuda çok hassas. O BÜYÜMÜŞ.KARNE ALACAKMIŞ...Öğretmeni çok memnun.Anlattığımı hemen kapıyor dedi.Gururlandım...Daha kreşte ama napayım, o benim ilk göz ağrım.Kargaya yavrusu kuzgun olayı yani...Ama hâlâ çok küçük.Yakında yeni resimlerini de koyacağım inşallah....Hadi görüşürüz...
4 Temmuz 2004te sabah saat 09.15'te doğan oğlumuz Ahmet ve 31 Ağustos 2010'da sabah saat08.08'de doğan Mert ile biz 4 kişiyiz.
Cuma, Ocak 18, 2008
Pazartesi, Aralık 17, 2007
AY DELİRECEM ARTIK...
Hakkatten de delirecem artık yav.Oğlanı tam toparlıyoruz, iyileşiyor başka bir halt geliyor başımıza.Cumartesi herkes sağlıklı bir şekilde yürüyüşe çıktık.Küt, AHmet düştü kaşının altını yardı.Dikiş istemedik.Doktor özel bir bantla yapıştırdı.Avucum kan dolmuştu.AMa bravo çocuğuma sert canlıymış.Çok ağlamadı.DOktor incelerken sadece iğne olacak diye korktu da ağladı biraz.Oğlum canın yanıyor mu? diye sorduğumda da "Cık" dedi.Ama kaşın altı açıldı.Şimdi hem bayram, hem yeni yıl üstü.Biri daha, yeni yıla nasıl girersen öyle devam edermiş derse bana, çok kötü dalacağım ona...AY yeter...Allah rızası için bir muska falan mı yaptırayım asayım bir yerine, yoksa eve mi kapatayım....Ay gerçekten yeter...Çığlık atıciim...
Çarşamba, Ekim 24, 2007
AYDA KIZ...
Ayda kız, benim teyzemin kızı...Kızıydı...Çünkü 22 Ekim 2007 tarihinde onu daha 37 yaşında kanserden kaybettik...5 yıllık tedavi sonuç vermedi ve o bu pis hastalığa yenik düştü.Dün onu toprağa verdik.Bir sürü can kırığı...Ona aşık bir eş, iki tane evlat...Annesi, akrabaları, dostları...Hepsi can kırığıydı...O'nun gidişi de bizim uğurlamaya çalışmamız gibi zordu...22 Ekim sabahı ailesine haber verdiler: "Gelin en fazla 2 saati var" diye.Gittiler...Ama o iki saat 5 saat olunca, umutlandılar.Doktorlar: "Yapmayın" dedi. "O gidecek"..."Bütün iç organları iflas etti.Kalbi de bu kadar kemoterapiye nasıl dayandı anlayamıyoruz" demişler.Ölüm iyiliği derlermiş, öyle bir hal gelmiş Ayda'ya birden, gözlerini açmış. Ablası :" Ne oldu ablam, niye gitmiyorsun?" demiş, Ayda'nın gözlerinden yaş gelmiş. "Birini mi görmek istiyorsun?" diye sormuş ablası, gözlerini kırpmış.Sırasıyla annesini, kardeşlerini görmüş. Abisi: "Başka görmek istediğin var mı?" demiş, gözlerini kırpmış. "Çocuklarını mı?" demişler ağlamaya başlamış. Annesi, ablası ve kardeşleri: "Sen onları merak etme.Onlar artık bizim çocuklarımız.Kendi çocuklarımız gibi yetiştireceğiz.İçin rahat olsun.Artık gidebilirsin," demişler.Başını sallamış. Ablası: "Gideceğin yeri gördün mü ablam?" demiş, gözlerini kırpmış. "Güzel mi?" diye sormuş, gözlerini kırpmış. Abisi: "Git abim artık, yüreğin arkada kalmasın, " demiş..........ve Ayda gitmiş...
Aya kızı, dün toprağa verdik...Belki yüreği arkada kalmayacak ama biri 14-15 yaşında diğeri 7 yaşında iki erkek evlat bıraktı.Küçük olan her gece uyurken annesinin koynunu arayacak.Büyük evlat, ilk kız arkadaşını anlatmak isteyecek.Geceleri üstlerini örten olacak elbet ama anneleri olmayacak...Hep o çocukları ve AYda'nın yüreği onlarda gitmek istemeyişi kalacak aklımda...Nasıl gidilebilir ki? Allah kimseye evlat acısı, ayrılığı vermesin...Şimdi lütfen çocuklarınızı kucağınıza alın, onlara sıkıca sarılıp dua edin...AYda'nın ruhuna, çocuklarının sağlığına ve mutluluğuna ve kendi sağlık ve mutluluğunuza dua edin...Çünkü Ayda kız çok iyi bir insandı...O bir anneydi...Ne olur dua edin de yüreği huzur bulsun...Sağlıkla, sevdiklerinizle kalın...
Aya kızı, dün toprağa verdik...Belki yüreği arkada kalmayacak ama biri 14-15 yaşında diğeri 7 yaşında iki erkek evlat bıraktı.Küçük olan her gece uyurken annesinin koynunu arayacak.Büyük evlat, ilk kız arkadaşını anlatmak isteyecek.Geceleri üstlerini örten olacak elbet ama anneleri olmayacak...Hep o çocukları ve AYda'nın yüreği onlarda gitmek istemeyişi kalacak aklımda...Nasıl gidilebilir ki? Allah kimseye evlat acısı, ayrılığı vermesin...Şimdi lütfen çocuklarınızı kucağınıza alın, onlara sıkıca sarılıp dua edin...AYda'nın ruhuna, çocuklarının sağlığına ve mutluluğuna ve kendi sağlık ve mutluluğunuza dua edin...Çünkü Ayda kız çok iyi bir insandı...O bir anneydi...Ne olur dua edin de yüreği huzur bulsun...Sağlıkla, sevdiklerinizle kalın...
Çarşamba, Eylül 05, 2007
SOBE VE 6 HAYATİ NESNE
Sevgili Figen, tuvalet yolundan fırsat bulursa da okur diye sobesine cevap veriyorum:Dışarı çıkarken yanımda mutlaka bulundurduklarım aslında Figen'inkilerden pek farklı değil aslında...Telefonum ve anahtarlığım genelde çantama attığım ilk nesnelerdir.Islak mendil, Ahmet doğduktan sonra bizim için hayati önem kazanan mucizevi bir buluş...Ve en az iki küçük paket çantamda duruyordur muhakkak...Sonra cüzdanım-ki genelde içinde para olmaz-...Deodorantım (8*4 Fresh)...Not defterim ve zamanla sayısı çoğalıp azalan envai çeşit kalem...6'yı geçti galiba ama olsun ben yine de devam edeceğimAhmet için yedek kıyafet veee mutlaka 2 kalem pil (Oğlumun aklı sıktı zaman oyuncağının pili biter ve bu durum beni de bitirir)...EVet, bunlar ve daha fazlası benim çantamda yer alan önemli şeyler...Sobelenmek istenen üstüne alınabilir...
Not: Ahmet okula gitme krizi yaşarken ağladığından ötürü en sonunda hasta oldu ve boğazı şişti...Bugün doktora gideceğiz okuldan erken alıp...Hadi bize ve hasta olanlara geçmiş olsun...
Not: Ahmet okula gitme krizi yaşarken ağladığından ötürü en sonunda hasta oldu ve boğazı şişti...Bugün doktora gideceğiz okuldan erken alıp...Hadi bize ve hasta olanlara geçmiş olsun...
Salı, Ağustos 28, 2007
YAŞASIN OKULUMUUUUZZZ...




Evet sevgili dostlar, alıştırma sınıflarına ağlama krizleri eşliğinde başladık.İlk gün gittiğimizde Ahmet eteğime yapışık bekledi.Biz biraz erken gitmişiz, ne öğretmenler, ne arkadaşları gelmiş daha.Aslında Ahmet'in tek başına oraları keşfetmesi iyi oldu.Neyse sonra bir gürültü, çocuklar geldi.Anında AHmet eteğimde yapışık...Öğretmeni hadi siz gidin dediğinde bir bocaladım...Nasıl yani ilk günden mi? sorusu boğazımda düğümleniverdi...Neyse o ağlarken biz eşimle kaçtık..da biz nereye gideceğiz? "Ben eve gidemem" dedim Mustafa'ya..."Ben de" dedi.Lefkoşa'ya gidelim dedik.AMa yutkunamıyorum...Mustafa'yla sohbet etmek istiyorum ama yutkunamıyorum ki konuşayım.Hani ağlamak istersiniz de ağlayamazsınız ve bu da size acı bir boğaz ağrısı yapar ya, ben bir hafta bu vaziyetteydim...İlk haftanın 4. günü, öğretmeni "Ahmet'i aramayın, okulda uyutmayı deneyeceğim" dedi.O boğaz ağrısının şiddetini siz tahmin edin artık. "Tamam" demişim...O gün akşam olmak bilmedi anasınjı satiim...Saat 15.15 gibi gelip alabilirsiniz demişlerdi biz saat 15.00'te oradaydık.AHmet bizi görünce bir açtı ki bayrakları "Anneğ, ay meni buydaaan" diye bir koştu üstüme Allah Allah nidalarıyla...Neyse, ilk haftayı böyle atlattık.İkinci hafta "Anne Amet okuya ditmeyceeek" itirazlarına rağmen servisle arandı, servisle eve geldi.Eve ilk servisle gelişindeki yüz ifadesini anlatamam.Mutluydu, çünkü büyük arabalara karşı özel bir ilgisi var.Kendini büyümüş hissetti.Ama buna rağmen ertesi gün ve ertesi güne ve yine ertesi gün ağladı giderken okula.Öğretmeni daha köşeyi dönmeden sustuğunu söyledi ama ben rahat değilim ki! Nasıl rahat olabilirim ki? Tamam öğretmeni ile tanıştım, çok tatlı, çok özverili bir kız.Çocukların ona olan sevgisini de gördüm.Ondan yana rahatım ama...işte o amalar...Yani anlayacağınız çocuğun alışma süresi kadar anneyle babaya da lazım.
Benim , AHmet okula başladığında diye başlayan cümlelerim hâlâ sepetinden çıkamadı.Örneğin. "Ahmet okula başladığında dolaplarımı düzenleyeceğim", "Ahmet okula başladığında evde koltuğuma uzanıp kitap okuyacağım, Türk filmi izleyip ağlayacağım" gibi cümleler.AMa olmadı.Sadece boş boş oturup AHmet'in okuldan geliş saatini bekledim.O gelince de iş yaptım...Şimdi okul tadilatta diye bir hafta tatil.3 Eylül'de yeniden başlayacak ama zor olacak...İşte bazı resimlerimiz.Öğretmeninden rica ettim bu resimleri çekti...
Pazartesi, Temmuz 30, 2007
Ben Tattil''e gidiyoruum...
Tattil, kelimesinin uzadığına bakıp da uzuuunca, bir seyahate gideceğimi sananlar varsa, onlara benim için hayal kurdukları için çok teşekkür ediyorum.EVet, yıılık iznimi kullanıyorum ama oğlumun alıştırma sınıfları var...Sadece 6 Ağustos haftası evdeyiz.Belki denize falan gideriz diye hayal ediyorum.Sonraki iki hafta Ahmet'in okul için alıştırma sınıfları var.Yani yurtdışı tatili gerçekten de bir hayal.Zaten parasal açıdan da -0'ın altındayız...Neyse, seneye Figen'le İstanbul'da buluşacağız...O zaman dağıtırım tatil olayını inşallah...Hadi size iyi günleeeer, iyi tatilleer...
Perşembe, Temmuz 26, 2007
Pazartesi, Temmuz 09, 2007
Perşembe, Temmuz 05, 2007
Pazartesi, Temmuz 02, 2007
DENİZDEYİZ...

Yaşasın deniz mevsimi başladı...Oğlumuz babasıyla bayağı bir yüzdü teyzeleri.Denizden hiç korkusu yok veledin.Denizi gördüğü anda dolu dizgin koşmaya başlıyor.İlk girdiğinde su yuttu.Öksürürken bir yandan da gülüp "Su kaçtıııı" diyor.Tam bir yengeç...Adama bir kova su ver akşama kadar sesi çıkmaz.Burcunun su özelliklerini fazlasıyla taşıyor yani...
Cuma, Haziran 08, 2007
ŞİMDİ OKULLU OLDUK...Oğlumun okul kaydını yaptırdım dün...O kadar heyecanlıyım ki anlatamam.EVe dönerken ağladım.Bu okulumuzun logosu.Bu üniversitenin kreşine 3 yaş grubuna gidiyor...Öğretmeni Yeşim çok tatlı bir kız ve birebir iletişimi, dokunmayı, sevmeyi bilen biri...Müdire deseniz yine öyle.Ağustos'taki alıştırma sınıflarına başlayacağız.Eylül'de de tam eğitime.ALışveriş listemiz var.Onun alışverişini bekliyorum heyecanla...Yaşasııın.
Cuma, Haziran 01, 2007
OĞLUMU SICAKLAR BASTI...
KOKONAT
Kaç gündür blogumda sorun vardı diye yazı yazamamıştım.Figen'le bayağı kafa patlattık ama kazara bir şeyler yapmışım herhalde ki düzeldi ama slayt şovlarım falan hep gitti.Neyse yeniden hazırlarım bir ara.Size müjdeli bir haberimiz var teyzeleriii.Bir atmaca benim iş yerindeki saksılarımı aşağıya atıp duruyordu.Bir geliyordum ki çiçeklerim hep aşağıda.Bu savaş bir hafta devam etti.SOnra bir gün ne buldum dersiniz?Bir yumurta, ve o yumurta 28 Mayıs'ta şu hale geldi: Bir kartopu...
O bizim bebeğimiz.İş yerinden arkadaşlar hayırlı olsuna kıyma ve et parçalarıyla geldiler.Lohusaya da su koyduk.Bebeğimizin adını da "Kokonat" koydum çünkü hindistancevizi içi gibi beyaz ve kırpık kırpık.Üstelik sesi de var...Eğer becerebilirsem, videosunu da yayınlayacağım...Evet, sizi de hayırlı olsuna bekliyoruz.100gr kıyma getirseniz yeter...
Pazartesi, Mayıs 14, 2007
ANNE BİŞBİŞİM DEYDİ...
Bu cümle bu aralar sık duyduğumuz bir cümle.Oğlum canı istediğinde artık çişini söylemeye başladı.Bu da bizde bir sevinç dalgası yarattı tabii...Ama bu çiş olayı balkona ya da oturağının çukur kısmına denk geliyor.Salondayken oyun oynuyor diye son saat aklına geliyor.Tuvalete kadar tutamaz diye salonun ortasında bir oturak var.Balkonun kapısı ise hep açık olduğu için eğlence merkezi tuvaleti görevi görüyor.Dezenfektanlı sular hep hazır anlayacağınız...Bir de bitirdikten sonraki hali komik.Çiş bitince pipisini sallıyor...Böylece kilodu ıslanmayacak zannediyor ama zaten beceremediği için şortu ve donu zaten yarı çişi yemiş durumda oluyor...Neyse, en azından deniyor çocuğum...Darısı büyük tuvaletine.Onu daha söylemiyor.2 Gün içinde 4 defa kakalı iç çamaşırı yıkadım....Hoş bir durum değil...Artık yediklerine bağlı olarak kokuyor da...Bir an önce ikisinden de kesilse deriiiin bir ohh çekeceğim.....
Salı, Nisan 10, 2007
Gece Terörü Dedikleri...

Oğlumun gece kalkmaları devam ediyor.Yaklaşık üç aydır, uyuduğum uyku süresi 5-6 saati geçmez.Uykusuzluk migrenimi tetikledi ve son üç gündür migren ağrıları çekiyorum.Geçenlerde Ahmet 7. ya da 8. kalkışında yine huysuzluk yapmaya başlayınca inanın bana, omuzlarından tutup silkeleyesim geldi. "Annem, yeteeeer" diye bağırmışım.Bu sefer daha çok ağlamaya başladı.Saat 03.30'du ve neredeyse doktorunu arayıp Ahmet için bir uyku ilacı vermesini isteyecektim.Sabah ilk iş bir çocuk psikoloğu bulup "İmdat" demek oldu. Merak etmeyin 5-6 ayda geçer deyince, "Hayır, hemen geçmeli" demişim.Başka birini aradım.Eşimin yeğeni çocuk psikolojisi üzerine eğitim gördü. Yaşadıklarımı çok acıklı bir şekilde ona aktardım. "Muhtemelen bir şeyden korktu ve bunu sürdürüyor" dedi.Yanımıza alıp alamayacağımızı sordum.Çünkü alışsın istemiyordum.Kendi odası var, orda uyusun diyoruz. Fehmi Abi: "Bir süreliğine yanınıza alın, o güveni tekrar kazansın.Ama sürekli konuşup, ilgilenip ona hep yanında olduğunuzu hissettirin" dedi.Dün akşam yanımıza aldık. Yemin ederim 3 aydan sonra ilk defa sadece 1 kere kalktı, onda da 2 dakika.Gerçi yatağın kenarında tek omuz üstünde yine pek uyumadım ama en azından sinir krizi geçirmedik. Bu yaşadıklarımız "Gece Terörü" denen bir dönemmiş.Eğer o terörü çocuğuma yaptıran teröristi bulursam, yemin ederim... /&%+()...
Perşembe, Mart 29, 2007
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







